Deniz Turizmi
Samra – “Dayaa Dayaa” Köyü

Suriye sahilinin en ünlü köyü olan Samra’nın mütevazı evleri, iki sezon süren komedi dizisi “Dayaa Dayaa”nın çekim platosuna dönüştü. Köyün dokusu diziyle öylesine kaynaştı ki ana karakterler adeta mekânda yaşayan ruhlara dönüştü. Ziyaretçi her an taş evinde “Esad”la karşılaşmayı ya da o meşhur pencereden “Afaf”ın görünmesini bekler.
Dizi bölgeden çok güzel kareler sunmuş olsa da gerçek bir ziyaretin, dizinin havasının ötesinde kendine has bir tadı var. Burada Suriye–Türkiye sınırının son noktasında duruyorsunuz; köklerini deniz suyuna daldıran Akra Dağı’nın (“Safon”) manzarasının tadını çıkarabiliyorsunuz. Sakin köy ise dağın altında, kıyıda huzur içinde yaşıyor.
Köyün güneyinde, araçla ulaşılamayan gizli bir bölgede masalsı bir plaj saklanır: “Şat el-Erman” (Ermeni Plajı). Samra’nın şöhretinden hiçbir şey eksiltmeyen bu küçük alan, dağın denizden biraz uzaklaşmasıyla oluşmuş. Kamp yapmak ve hayatın gürültüsünden uzaklaşmak için ideal bir yer. Ancak hazırlıklı olmanız gerekir: plaja en yakın yerleşik nokta, dağ üzerinden yaklaşık 1 km yürüme mesafesindeki deniz ürünleri sunan küçük bir restorandır.
Elbette deniz ürünleri tek seçenek değil. Küçük bir yoldan doğrudan sahile inip kıyıda kurulmuş geleneksel bir taş fırının ürünlerini tadabilirsiniz.
Samra halkının sadeliği ve doğallığı dizinin sadeliğinden aşağı kalmasa da, dizinin getirdiği hızlı şöhretin ardından gelen turist akışı, turistik hizmetlerin kalitesini yükseltti ve köyü uzak bir yerleşim yeri olmaktan çıkarıp gerçek turistik bölgelerin seviyesine yaklaştırdı.

Vadi Kandil

Lazkiye’nin yaklaşık 25 km kuzeyinde Vadi Kandil plajı uzanır: sahil boyunca uzayan bir kum şeridi ve her an denize girme isteği uyandıran berrak sular.
Plaj boyunca pek çok işletme sıralanır: bungalovlar, küçük oteller, sahil partisi mekânları, hayal ürünü gibi içecekler ve kamp alanları.
Vadi Kandil, plajın her ayrıntısını takip eden yerel halk sayesinde Suriye’nin en temiz sahilidir. Burada en güzel plajda yüzebilir, sahildeki en iyi hizmetlerin tadını çıkarabilirsiniz — hepsi de bölgeye özgü sadelik ve sıcaklık atmosferinde.
Dağ Turizmi
Krallar Vadisi

Mısır’da Krallar Vadisi, firavunların 500 yıl boyunca gömüldüğü ve bugün hâlâ keşiflerin sürdüğü arkeolojik bir bölgeyi anlatır. Suriye’de ise Krallar Vadisi, kralların gerçekten dinlenmeye değer bulacağı bir yerdir; keyif ve güzellik burada her ziyarette yeniden keşfedilen bir hazinedir.
Cebele dağlarının kalbinde, Beni Kahtan Kalesi yakınında, tatlı su kaynaklarıyla dolu dar bir vadi boyunca uzanır. Bu kaynaklar küçük bir nehir ve birkaç göl oluşturur; vadinin kalbindeki bu küçük nehrin kıyılarında çeşitli işletmeler sıralanır.
Burada hayatınızın en iyi tatilini geçirebilirsiniz. Yeşil doğayla birlikte gelen huzur ve sükûnet, mekânı kuşatıp sıcaklık ve büyüyle dolduran dağlar… Sakin bir dağ yolculuğunun gerçek anlamını yaşayacaksınız. Krallar Vadisi tesisinde ise pek çok özel aktiviteyle adrenalininizi son sınıra taşıyabilirsiniz: gölün üzerine asılı ahşap köprüden karşı kıyıya geçerek ya da yine gölün üzerinde havada asılı bisikleti kullanarak.
Burada yaptığınız her şey gerçekten özel — göl kıyısındaki bu halk oturma alanlarındaki yemeklerin bile büyüleyici bir kır tadı var.

Meşkita – Yedi Göller

Lazkiye şehrinin doğusunda, sahil dağlarını tırmanarak Kuzey Kebir Nehri’nin güzergâhında ilerlediğinizde Meşkita kasabası yakınında büyük bir baraj karşınıza çıkar. Barajın ardında, bölgenin genel dokusuna hiç benzemeyen büyük bir göl uzanır. Göl, boğazlar aracılığıyla yedi neredeyse bağımsız göle bölünür ve içinde birkaç küçük ada oluşturur.
Yedi Göller’i çam ve meşe ağaçlarından oluşan çeşitli ormanlar, narenciye ve meyve ağaçlarıyla dikilmiş tarım arazileri ve suyun ortasındaki küçük adalar çevreler. Bütün bunlar size adeta bir Kanada gölünde olduğunuz hissini verir.
Gölün çevresinde ve iki kıyısında küçük oteller, bungalovlar ve ahşap kulübeler gibi çeşitli tesisler bulunur. Ancak buradaki en özel aktivite, nehir adalarından birinde kamp yapmaktır. Maceraperestler gölü dolduran küçük teknelerle kısa bir yolculuğa çıkarak bölgenin en izole noktasına ulaşabilir ve bakir doğanın kucağında hayatlarının en güzel kamp deneyimini yaşayabilir.
Slenfeh

Lazkiye’nin yaklaşık 45 km doğusunda, deniz seviyesinden 1100 metreden fazla yükseklikte Slenfeh, Suriye sahilinin tartışmasız en güzel yazlık kasabası olarak konumlanır. Kireç taşından yapıları ve kırmızı kiremitli çatılarıyla, büyüleyici yeşilin ormanları arasında kendinizi Avrupa kırsalının bir kasabasında sanırsınız.
Slenfeh’i yazın ziyaret etmek, yazda olduğunuzu unutturur. Her sabah şehri işgal eden, sokakları ve ormanları saran bir sis akınıyla uyanırsınız. Şanslıysanız ve bölgenin en yüksek noktası olan Nebi Yunus zirvesinde durup doğuya doğru uzanan Gab Ovası’na bakarsanız, kelimenin tam anlamıyla bulutların üzerinde olduğunuzu fark edersiniz — uçak penceresinden gördüğünüz manzaranın aynısını Slenfeh dağlarının zirvelerinde görürsünüz.
Yazlık kasaba tanımı Slenfeh’in ayrılmaz bir parçası olsa da, kışın ziyaret etmek daha da özeldir. Özellikle kar yağıp bölgeyi sakin bir beyaza gömdüğünde bu ormanlar masalsı tablolara dönüşür; yollar ve dağ bungalovları yazdan bile daha kalabalık olur. Kısacası Lazkiye’nin yarısını Slenfeh ve çevresinde bulursunuz — herkes bölgenin en meşhur lezzeti olan “peynirli maamul”u denemek ister.

Tarih ve Arkeoloji
Selahaddin Kalesi

Lazkiye’nin yaklaşık 30 km doğusunda, Hafe şehrinin yanında ve sarp bir kayalık yükselti üzerinde Haçlı dönemine ait bir kale konumlanır. Suriye’nin en güzel ve en özenle inşa edilmiş Haçlı kalesi sayılabilecek bu yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.
Kale iki bölüme ayrılır: kulelerin ve tahkimatların büyük kısmının toplandığı doğu bölümü — burada dağın kayalarına oyulmuş hendek, kaleye girişi neredeyse imkânsız kılar — ve daha düşük yükseklikte, kule ve yapı bakımından daha yoksun olan batı bölümü.
Kale, alan olarak en büyük kaleler arasındadır; savunma açısından son derece iyi donatılmıştır ve tarihin farklı dönemlerinde önemli roller oynamıştır.
Kaleyi en çok öne çıkaran unsurlar; salonlarına ve iç hendeklerine uzanan uzun merdiven ile oyulmuş hendeğin içinde ayakta duran taş sütundur. Bu sütun, kuşatma anında kolayca kaldırılabilen ve karşı kıyıya uzanan hareketli bir köprüyü taşımak üzere kasıtlı olarak bırakılmıştır.
Kalede sunulan hizmetler sınırlıdır. Ancak karşı tarafta, “Şir el-Kak” kayalık yarı boyunca ziyaretçilere kaleye nefes kesen bir manzarayla hizmet veren çeşitli restoran ve işletmeler bulunur.
Yerel halkın Sahyun Kalesi olarak adlandırdığı bu kaleyi ziyaret etmek; tarihin derinliklerine bir yolculuk ve tarihi askeri mimarideki sanat ve güzelliğe kısa bir bakış demektir.

